Kadın/Woman 2000, Journal for Women's Studies

Copyright © 2011 emupress. All rights reserved.

 

Forthcoming papers

Kabul Edilen Makaleler

 
 

Abstract only 

These articles have been peer-reviewed and accepted for publication in JWS, but are pending final changes, are not yet published and may not appear here in their final order of publication until they are assigned to issues. Therefore, the content conforms to our standards but the presentation (e.g. typesetting and proof-reading) is not necessarily up to the JWS standard. Additionally, titles, authors, abstracts and keywords may change before publication. Articles will not be published until the final proofs are validated by their authors.

1

   

Lizbon Antlaşması’ndan Bugüne AB Hukukunda Zorunlu Göç ve Kadın (Forced Migration and Women in the EU Law from Lisbon Treaty to Today)

 

Tülay Yıldırım Mat[1]

Medeniyet Üniversitesi

Ece Mozakoğlu[2]

Marmara Üniversitesi

 Öz

 En basit şekliyle bir yer değiştirme edimini ifade eden göç kavramı bugün sıkça duyduğumuz ve uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahip bir kavramdır. Bu yer değiştirme ediminin bir sınır geçmeyi ihtiva etmesini açıklayan uluslararası göç ve bu eylemin irade dışı sebeplerle gerçekleşmesi hali olan zorunlu göç ise günümüzün küresel siyasetinde ve Avrupa Birliği (AB) politikalarında önemli bir yere sahiptir. Nitekim Birleşmiş Milletler verilerine göre bugün dünya genelinde yaklaşık 66 Milyon zorunlu göçmen bulunması ve bunun ancak takip edilebilen sayılara dayalı olduğu gerçeği, çarpıcı şekilde zorunlu göçün, devletlerin politikalardaki etkisinin nedenini gözler önüne sermektedir. Bugün sözü edilen bu zorunlu göçe maruz kalanların yarısından fazlasını ise kadınlar oluşturmaktadır. Oldukça bireysel bir deneyim olan göç yolculuğunda kadın ve erkeklerin yaşadığı deneyimler birbirinden farklı olmakla birlikte araştırmalar, kadınların yaşadığı deneyimlerin çok daha yıpratıcı olduğunu ortaya koymuştur. Yeri ve gelişimi bakımından aynı ölçüde eski bir tarihe sahip ancak kavramsallaştırılması 1960 ila 1970’lerde ikinci dalga feminizme dayanan toplumsal cinsiyet kavramı bu sebeple temelde bireyi konu edinen göç çalışmaları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Toplumsal cinsiyetin ana akımlaşması (gender-mainstreaming), bir diğer deyişle Birlik ortak politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetilmesi, bugün AB politikalarının önemli ilkelerindendir. Bu bilgilerden hareketle, bu çalışmada Lizbon Antlaşması’ndan günümüze AB hukukunda zorunlu göçte toplumsal cinsiyet bağlamında kadının yeri incelenecektir.

 Anahtar Kelimeler: göç, zorunlu göç, kadın, toplumsal cinsiyet, Avrupa Birliği, AB hukuku.

 

 Forced Migration and Women in the EU Law from Lisbon Treaty to Today

 Abstract

 Migration is attracting a considerable level of attention which plays a significant role in International Relations. In a plain and simplest term, migration is referred as to as an act of relocation. International migration e.g. relocation that involves crossing of borders or forced migration e.g. involuntary displacement all play important roles in today’s global and EU politics. Indeed, the fact that there are approximately 66 million forced or displaced people in the world reveals why forced displacement has quite obvious impacts on states’ policies. Women constitute more than half of the forced or displaced population.  Research shows that even though men and women experience varying issues throughout their migration journeys, the impacts of migration on females are considerably more detrimental when compared directly to the males’. Thus, Gender, which has a long running history in terms of its importance and development, has a significant place in the migration studies that focusses on individuals. Gender mainstreaming—which implies paying special regard to the equality of gender, is one of the main principles of the EU policies. This study therefore focuses on the position of women in the EU law with respect to the gender, especially since the Lisbon Treaty.

Keywords: migration, forced migration, women, gender, EU, EU Law.


[1] Dr. Öğr.Üyesi, Tülay Yıldırım Mat, Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Kamu Hukuku. İstanbul-Türkiye. E-posta: tulay.yildirim@medeniyet.edu.tr. ORCID ID: 0000-0002-3035-9693.

[2]Ece Mozakoğlu (Yüksek Lisans öğrencisi), Marmara Üniversitesi AB Siyaseti ve Uluslararası İlişkiler Bölümü. İstanbul-Türkiye. E-posta :ece.mozakoglu@gmail.com. ORCID ID: 0000-0002-7079-2037. 

2

   

İstanbul Sözleşmesi Bağlamında Kadın Sünneti

 

Nüket Örnek Büken[1], Hacettepe Üniversitesi

Öz

Sosyal aktivistler ve feministler arasında, kadın sünneti (FGM- Female Genital Mutilation-,  kadının genital yaralanması)  ile mücadele önemli bir politika hedefidir. Bazen kadın sünneti veya kadın genital kesimi olarak adlandırılan FGM, kadınların ve kız çocuklarının klitorisini cinsel arzularını azaltmak ve cinsel onurunu evlilik öncesi korumak için kesmektir. Kadın sünneti ve kadın genital kesimi olarak tanımlanan iki kavram konusunda, hafif bir karışıklık da vardır. Aslında, iki terim birbirinin yerine kullanılabildiği halde, farklı iki çağrışım taşıdıkları da aşikârdır.   Çoğunlukla Müslüman ülkelerde yaygın olduğu söylenen uygulamanın muazzam bir maliyeti vardır: birçok kız kan kaybı veya enfeksiyon nedeniyle ölür. Çoğu travmatize olmuştur. Hayatta kalanlar evlilik ve gebelik süresince olumsuz sağlık etkileri yaşayabilirler. Irak Kürdistanı'ndan yeni bilgiler, sorunun Ortadoğu'da da yaygın olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu makalede önce konu ile ilgili ilgili kavramlar/terminoloji verilecek ve uygulanan farklı yöntemlerin/tiplendirilmesi değerlendirilecektir. Daha sonra bu işlemin gerekçesi, tarihçesi ve dinler açısından önemi, Batı’da klitoridektomi, bu uygulamanın kadın cinselliği ve kadın düşmanlığı ile ilişkisi ve İstanbul Sözleşmesi’nde kadın sünneti incelenecektir. İlgili konunun kadın bakış açısından ve feminist terminolojiden yeniden değerlendirilmesi ve bu konuda daha sonra yapılması muhtemel daha kapsamlı çalışmalara öncül olması amacını taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: kadın sünneti, kadının genital yaralanması, klitoridektomi, kadın düşmanlığı, İstanbul Sözleşmesi.

 

Female Circumcision against the Backdrop of Istanbul Convention

Abstract

Between social activists and feminists, the fight against female circumcision (Female Genital Mutilation) is an important policy objective. FGM, sometimes referred to as female circumcision or female genital cutting, is to cut down the clitoris of girls and women to reduce their sexual desires and to protect their sexual dignity before marriage. There is also a slight confusion over the two concepts that are defined as female genital mutilation and female circumcision. In fact, although two terms can be used interchangeably, it is also obvious that they carry two different connotations. The practice that is said to be common in Muslim countries is a huge cost: many girls die from blood loss or infection. Most have become traumatized. Survivors may experience adverse health effects during marriage and pregnancy. New information from Iraqi Kurdistan reveals that the problem is also widespread in the Middle East.

This article will be preceded by relevant concepts / terminology and will be assessed for the different methods / types applied. Later on, the reason for this process will be the importance in terms of history and religions, the clitoridectomy in the West, the relationship with this woman's sexuality and misogyny, and the female circumcision will be examined under the Istanbul Convention.

Keywords: female circumcision, female genital mutilation (FMG), clitoridectomy, misogyny, Istanbul Convention.


[1] Prof.Dr. Nüket Örnek Büken, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etiği Ana Bilim Dalı Başkanı, HÜ Biyoetik Merkezi Müdürü. Anakara-Türkiye. E-posta: nuketbuken@hotmail.com. ORCID ID: 0000-0001-9166-6569.

3

   

Üniversite Öğrencilerinin Meslek Seçiminde Cinsiyetin Etkisi: Yozgat Bozok Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Örneği

Esra Gedik[1], Yozgat Bozok Üniversitesi

Hülya Çakır[2], Yozgat Bozok Üniversitesi

  Öz

 Ülkelerin iş piyasaları incelendiğinde mesleklerin cinsiyete göre ayrıştığı gözlemlenebilir. Mesleki ayrışma, belli mesleklerde kadınların ya da erkeklerin daha fazla yoğunlaşmasıdır. Meslek seçimi ile ilgili işgücü piyasasında ataerkil yapı ve toplumsal cinsiyet kalıp yargıları nedeniyle işlerin, erkek işi ve kadın işi olmak üzere ikiye ayrılması durumu söz konusudur. Bu çalışmada, ifade edilen varsayım üzerine geliştirilmiş ve sosyoloji bölümünün tercih edilmesinde hangi faktörlerin etkili olduğu, bu değişkenler arasında cinsiyetin olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla 75’i kadın 45’i erkek 120 sosyoloji öğrencisi ile yüzyüze yapılan görüşmelerden elde edinilen veriler doğrultusunda bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Bulgular sosyoloji öğrencilerinin mesleğe ilişkin görüşlerinin, toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını benimseme ve mesleklerle cinsiyetleri ilişkilendirme düzeylerinin toplumsal cinsiyetle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: sosyoloji bölümü, meslek seçimi, toplumsal cinsiyet.

 

The Effect of Gender on Occupational Choice of University Students: Case Study of Yozgat Bozok University Sociology Department 

Abstract

 When countries' job markets are examined, it can be observed that the professions are classified according to sex. What is meant by professional dissociation is that women or men are more concentrated in certain occupations. In terms of the patriarchal point of view in the labor market, related to vocational selection, it is the case that the jobs are divided into two as male and female job. In order to reveal which factors were influential in choosing the sociology department, this study aims to draw a framework in line with the data obtained through the semi-structured face to face with interviews with 120 sociology student; 75 woman and 45 man. The findings show that sociology students' opinions on the profession are gender related and they accept gender stereotypes regarding the profession.

 Keywords: sociology department, occupational choice, gender.


[*]   Dr.Öğr.Üyesi Esra Gedik, Yozgat Bozok Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. Yozgat-Türkiye.  E-posta:esra.gedik@bozok.edu.tr. ORCID ID: 0000-0003-3192-2107.  

[*][*] Dr.Öğr.Üyesi Hülya Çakır, Yozgat Bozok Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. Yozgat-Türkiye. E-posta:hulya.cakir@bozok.edu.tr. ORCID ID: 0000-0001-8115-4076. 

4.

   

Kadınların Denizcilik Eğitiminde Karşılaştıkları Sorunlara İlişkin Bir Araştırma 

Dinçer Bayer[1], Piri Reis Üniversitesi

 Öznur Şahin Nardalı[2], Piri Reis Üniversitesi

Öz

 Bugün, kadınlar daha önceleri tamamen erkeklerin istihdam edildiği alanlarda da görünmeye başlamıştır. Denizcilik bu iş alanlarından biridir. Günümüzde gemilerde çalışan kadınların sayısı giderek artmaktadır. Gemilerde çalışan kadınlar; yaptıkları işlerin, içinde bulundukları ortamın ve işten beklenen çıktıların özellikle erkekler için düzenlenmiş olması nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar. Günümüzde, Türkiye'de kadınlar gemide çalışmak üzere yükseköğretim kurumlarında Yüksek Lisans, Lisans ve Önlisans programlarında eğitilmektedirler. Lisans programları genel olarak Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği programı ile Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği programıdır. Önlisans programları ise Deniz Ulaştırma İşletme, Gemi Makineleri İşletme, Deniz ve Liman İşletmeciliği, Yat İşletme ve Yönetimi, Mekatronik (Elektro Teknik) ile Deniz Aşçılığı programları olarak yürütülmektedir. Bu programlar kadın, erkek ayrımı gözetmeksizin gemide çalışacak personel yetiştirmektedir. Kadınların gemilerde karşılaştıkları sorunlar eğitim kurumlarına da yansımaktadır. Kadın öğrenciler yükseköğretim kurumlarında, mesleki güçlüklerin yanı sıra, toplumsal değerlerden ve önyargılardan kaynaklanan sorunlar da yaşamaktadırlar. Bu çalışmada; gemilerde çalışmak üzere personel yetiştiren yükseköğretim kurumlarındaki denizcilik programlarının kadınlar tarafından tercih edilebilirliği ve kadın öğrencilerin yükseköğretim kurumlarında karşılaştıkları sorunlar bir yükseköğretim kurumunda yapılan alan çalışmasına dayalı olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, temel kavramları açıklayacak, kadının denizcilik sektöründeki çalışma olanaklarına, çalışma şartlarına ve eğitim sırasında karşılaşılan sorunlara ilişkin olarak yazında kapsanmış olan bilgileri içerecek, İnceleme bölümünde kadınların eğitim sırasında karşılaştıkları sorunlara ilişkin olarak yapılan bir alan çalışmasından faydalanılacaktır. Çalışma sonunda, ulaşılan alt sonuçlar, çıkarsamalar ve değerlendirmeler ile geleceğe ilişkin öneriler yapılacaktır. Bu çalışma, denizcilik sektöründeki cinsiyet eşitliği konularını iyileştirmek için farkındalık yaratmak amacıyla yürütülecektir.

Anahtar Kelimeler: denizcilik, kadın denizciler, Yüksek Öğrenim Kurumları.

 

A Research on the Problems of Women in Maritime Education

Abstract

 Today, women have begun to appear in jobs that had been previously employed entirely by men. Maritime is one of these businesses. The number of women working on ships is steadily increasing. Nonetheless, however, seafarer is the general name called for the person working on ships still remains a male-dominated profession. Accordingly, women working on ships sometimes suffer from difficulties in view of the fact that the jobs they are doing, the environment they work in and the outputs expected from the work are arranged especially for men. Today, for sea-going duties, women are educated in the higher education institutions in Turkey under the “graduate”, “undergraduate” and “associate degree” programs.  These programs educate cadets who will work on board regardless of whether they are male or female. The problem encountered by women on ships is any way reflected in the educational institutions. Additionally, woman cadets are also experiencing problems in the higher education institutions arising from the values and prejudices of the social structure. In the study; the preference of women for maritime programs and the problems that women undergo in the higher education institutions are evaluated based on the research made in a higher education institution. The aim of the study is to identify the problems of female students studying in maritime programs in Turkey and to propose remedies for these problems. The study includes basic concepts and explanations of women's maritime employment opportunities, working conditions and difficulties encountered during the education phase. In the study, the amount of women relative to the amount of men having education on maritime programs in a university is to be examined as well. At the end of the study, evaluations and proposals for the future are reported.

Keywords: maritime industry, female seafarers, Higher Education Institutions.


[1] Dr.Öğr.Üyesi Dinçer Bayer, Piri Reis Üniversitesi, Denizcilik Meslek Yüksekokulu, İstanbul-Türkiye. E-posta: dbayer@pirireis.edu.tr. ORCID ID:0000-0002-8095-1353

[2],Öğr.Gör. Öznur Şahin Nardalı, Piri Reis Üniversitesi, Denizcilik Meslek Yüksekokulu, İstanbul-Türkiye. E-posta: osnardali@pirireis.edu.tr. ORCID ID:0000-0002-6758-566X

5.

   

Kadın Hükümlülerin Bağlanma Stilleri ve Stresle Başa Çıkma Tutumlarının İncelenmesi[i]

 

Latife Utaş-Akhan, [1]Bülent Ecevit Üniversitesi

Meltem Kürtüncü, Bülent Ecevit Üniversitesi[2]

Özge Sukût, İstanbul Üniversitesi[3]

Makbule Batmaz, Haliç Üniversitesi[4]

 Öz

Bu çalışma kadın hükümlülerin bağlanma stillerinin ve stresle başa çıkma tutumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel, tanımlayıcı türde bir araştırmadır. Araştırma İstanbul ilinde bulunan bir kadın kapalı cezaevinde, 1 Eylül-31 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki bir kapalı cezaevinde bulunan 273 hükümlü oluşturmaktadır. Örneklemi ise amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen, araştırmaya alınma kriterlerine uygun ve araştırmanın uygulanacağı tarihte kadın kapalı cezaevinde kalan 130 kadın hükümlü oluşturmuştur. Araştırmada araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikleri kapsayan veri toplama formu, ilişki ölçekleri anketi ve stresle başa çıkma tutumları envanteri (SBTE) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadın hükümlülerin yaş ortalaması 34.55±9.223 olarak bulunmuştur. Cezaevinde kalan kadın hükümlülerin stresle başa çıkma tutumlarının ve bağlanma stillerinin, medeni durum, yaş, ebeveyn ile yaşama/yaşamama gibi sosyo-demografik özelliklerinden etkilendiği söylenebilir. Evli olanların ve aktivitelere katılanların daha olumlu stratejiler kullanabildikleri, anne babasından birini ya da her ikisini kaybetmiş olanların daha saplantılı bağlanma gösterdikleri; katılımcıların maneviyat ve dini yöntemlerle baş etme gibi stratejileri kullandığı araştırmadan çıkarılabilecek sonuçlardır.

Anahtar Kelimeler: kadın hükümlü, stres, bağlanma.

 

 Analysis of Attachment Styles and Attitudes of Coping with Stress in Female Inmates

Abstract

This study was conducted for the purpose of determining attachment styles and attitudes of coping with stress in female inmates. The research is a cross sectional type of descriptive epidemiological research. The study was conducted between September 1st and December 31st of 2012 at a closed prison of females in the province of Istanbul. The target population of the research is composed of 273 inmates at a closed prison in the province of Istanbul. The sample of the research is composed of 130 female inmates chosen with the method of purposive sampling staying at the closed prison of females at the application of the study who match the research criteria. The data collection form, relationship criteria questionnaire (RCQ) and attitudes of coping with stress inventory (ACSI) which are prepared by the researchers including the socio-demographic characteristics are employed in the study. The age average of the female inmates participated to the study was found to be 34.55 ± 9.223. It was statistically found to be meaningful that the youngest of the female inmates was 18, and the oldest was 56; the score of the ACSI of the married ones taken from the religious inclination sub category was (p<0.05); the score of the RCQ of those who lost both parents or one of them was (p<0.05); the scores of the ACSI of those whose conviction was due to narcotics taken from the religious inclination and escape – abstraction (biochemical) sub dimension and of the ACSI of those whose course attending status was frequent taken from the escape – abstraction (emotional - actual) and escape abstraction (biochemical) sub dimension were (p<0.01, p<0.001). It can be argued that the attachment styles and attitudes of coping with stress in female inmates were influenced from some of their socio-demographic characteristics. That the married ones and those who attend the activities were able to use more positive strategies, those who had lost one or both of their parents were displaying more obsessed attachment, and the participants were using coping strategies such as spirituality and religious methods are the results that could be derived from the study

Keywords: woman inmates, stress, attachment.


[1] Doç.Dr. Latife Utaş-Akhan, Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Psikiyatri Hemşireliği, Zonguldak-Türkiye. E-posta: latifeutasakhan@hotmail.com. ORCID ID: 0000-0001-8406-7496.

[2] Doç.Dr. Meltem Kürtüncü,  Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hemşireliği, Zonguldak-Türkiye. E-posta: meltemipekkurtuncu@gmail.com. ORCID ID: 0000-0003-3061-5236.

[3] Dr.Öğr.Üyesi Özge Sukût, İstanbul Üniversitesi, Hemşirelik Yüksek Okulu, Psikiyatri Hemşireliği, İstanbul-Türkiye. E-posta: ozge.sukut@istanbul.edu.tr. ORCID ID: 0000-0001-6394-3346.

[4] Dr.Öğr.Üyesi Makbule Batmaz, Haliç Üniversitesi, Hemşirelik Yüksek Okulu, Psikiyatri Hemşireliği, İstanbul-Türkiye. makbulebatmaz@halic.edu.tr. E-posta: ORCID ID: 0000-0003-1856-6793

[i] Araştırma ekibi olarak; araştırmanın uygulama aşamasına verdikleri katkılardan dolayı Sayın Ezgi karadağ, Seçil yeşilkır, Nihal altın’a teşekkür ediyoruz.